Azerbaycan Edebiyatı Dizisi

Ana Sayfa/Azerbaycan Edebiyatı Dizisi

Beş Katlı Evin Altıncı Katındaki Adam: Anar – Ayşe Atay

By |Kasım 17th, 2014|

Azerbaycan edebiyatında 1960'lılar olarak kendilerinden söz ettiren bir edebî kuşak içerisinde faaliyetlerine başlayan Anar, konularını çağdaş Azerbaycan toplumundan almakla birlikte millî olandan evrensel olana ulaşmayı başarabilmiş çok yönlü bir yazar olarak dikkati çeker. Azerbaycan edebiyatının "fevkalâdeyi arama çabası" olarak görebileceğimiz Anar'ın hikâye ve romanları, âdeta, şehir hayatı içerisinde yalnızlaşan "küçük insanın" iç dünyasına açılan kapılardır.Anar'ın

Komutanın Maymunu – Ejder Ol

By |Kasım 17th, 2014|

Kitapta yer alan, "Komutanın Maymunu", "Yusuf Usta'nın Kemançesi", "Namık Abdullayev'in Sonu", "Börüsoy" ve "Fah" gibi hikayeler, son yıllarda, Azerbaycan'da yaşanan felaketler ve toplumsal değişimin yarattığı sosyal olaylara, edebiyat cephesinden tutulan birer ayna niteliğindedir. "Komutanın Maymunu" adlı eserinde bir savaşın perde gerisini irdeleyen yazar, "Şikayetçi" ve "Fah", adlı eserlerinde, o savaşın topluma yansıyan farklı insan yüzlerini

Karabağlayan Hikayeler – Eyvaz Zeynalov

By |Kasım 17th, 2014|

Karabağ meselesinin tarihi arka planını, Karabağ Savaşını ve bu savaş sonrası vatanından kopan insanların yaşadığı faciaları anlatan yazar hikayelerini bu üç ana eksen üzerine oturtmuştur. Tarihi belgesel metinleri gibi akıp giden bu canlı hikayelerden: "Yad Dağlarda" ve Yılan Yavrusu", "Türk'ün İtirafı" Karabağ meselesinin karanlık noktalarını aydınlatırken; "Soğuk Şeker", "Kaçakaç", "İntikam" adlı hikayeler bu adaletsiz savaşın

Çaresiz Yolcu – Novruz Necefoğlu

By |Kasım 17th, 2014|

Sıcak yaz güneşlinin dağı, ovayı dereyi, düzü yakıp kavurduğu günlerdi. Kıztamam, insanı canından bezdiren bu sıcakta canını dişine takıp yola düşmüştü. Güneş yakıyor, Kıztamam sanki alevler, közler içinde yürüyordu ama buna rağmen telaşla ilerliyor; bir an önce menzile varmak için can atıyor; ileriye, hep ileriye doğru atılıyordu. Yıllardır üstünden geçen yolcuların ayakları altında ezilerek sertleşmiş

Sılaya Dönüş – Elçin Hüseynbeyli

By |Kasım 17th, 2014|

O hadisenin olduğu gün dayanılmaz bir şekilde dişim sızlıyordu. Aslında buna hadise demek de doğru değil; fakat olanlar çok tuhaftı.Serin bir bahar günüydü. Öğle vakti yaklaşmıştı; ama hava kapalı olduğu için, güneş yeni doğuyor gibiydi. Çam ağaçlarının çepeçevre kuşattığı polikliniğin yanındaki mezarlıkta geziniyordum. Mezarlığa gitmemin özel bir sebebi yoktu. Sadece, diş hekimi; "Çok hastam var,