Deneme

Ana Sayfa/Deneme

Bir Güneydoğu Gerçeği: Necla – Hikmet Çetinkaya

By |Kasım 17th, 2014|

Onun öyküsüyle hiç kimse fazla ilgilenmedi; on dört yaşında yaşamın kirli sularında yok olup gitti...Sisli ve soğuk bir Diyarbakır akşamıydı. Karanlığın gri gölgesi evlerin, caddelerin, sokakların üzerine düşüyordu...Evlerin pencerelerinden dışarıya sızan sarı donuk ışıklar yorgun düşleri bir karamsarlık çizgisinde buluşturuyor, umutla umutsuzluğun izlerini yansıtıyordu...O evlerin birinde on dört yaşındaydı Necla Akdeniz, teyzesinin kızı Işıl Adsız'la

Japon Gülü – İlhan Selçuk

By |Kasım 17th, 2014|

İlhan Selçuk'un pek çok yazın adamını kıskandıracak güzellikte özgün denemeleriyle karşı karşıyasınız bu kitapta. Duyguyla aklın ve engin bir soyekinin kültürün kaynaşmasından doğmuş, yoğunlaştırılıp damıtılmış denemeler... Dilimize, güzel Türkçemize de boyutlar getiren o tadına doyum olmaz denemeler, bilinçli bir çağdaşlığı yansıtıyor. Ulusallığı yüceltmenin nasıl bir evrensellikten geçtiğini seziyor, yurdumuzun sorunlarını ve insan sevgisini derinden duyuyorsunuz.

Dilleri Uzun – Sevgi Özel

By |Kasım 17th, 2014|

Biliyorum, kızanlar olacak… AB'den girip küreselleşmeden çıkan; yeni bir şey söyle diyen, toplumu karamsar yapmakla suçlayan da olacak. Alıştık bu tepkilere… Her sözün 'hayırlara vesile olması'na, 'inşallah'la başlayıp 'maşallah'la bitmesine, 'selams' sunmaya 'Allah'a emanet ol'maya, 'baybay' esenleşmeye; 'canlı performans'a, 'vizyon misyon' parlatmaya; 'tirend' yakalamaya; 'out-let'lerden keyif almaya 'oldu; tamam; okey'le günü bitirmeye alıştığımız gibi…Bunlara tepki

Duvarın Üstündeki Tilki – İlhan Selçuk

By |Kasım 17th, 2014|

Bir kadeh rakı içtiğim zamanBir başka adam olurum. O bir başka adam bir kadeh rakı ister. Bir kadını sevdiğim zaman bir başka adam olurum. O bir başka adam bir kadın sevmek ister. Bbir kitap okuduğum zaman bir başka adam olurum. O bir başka adamBir kitap okumak ister. Bir yazı yazdığım zaman bir başka adam olurum.

Kertenkelime – Halime Yıldız

By |Kasım 17th, 2014|

Halime Yıldız, Kertenkelime ile gençlerin düşünce salıncağında beyin fırtınası yapıyor.Kertenkelime, kendi kelime bilmecesinin yanında kimi zaman patatesi soframıza armağan eden halkın çığlığına kulak veriyor, kimi zaman bir köylünün krala kafa tutan sözlerine dikkat çekiyor. Okuyucu, kelimelerin yolculuk hikâyeleriyle teneffüse çıkıyor.Öz kardeş olur da öz arkadaş olmaz mı? Einstein'ı tanırsınız peki Zweistein kimdir? Takma dişlerin yerine

Yüreğin Sesi Zeytin Ülkesi – Mehmet Başaran

By |Kasım 17th, 2014|

Bilge bir dağdır Kaz Dağı İda. Bir Anadolu güzeli, doğa anıtı. Her dönemde kutsal sayılmış tanrılar orağı... Çocuk gözleri gibi temiz, yeni doğmuş taylar gibi kıpır kıpır sularla seslenir dünyaya... "Bol pınarlı İda'dır" bir adı: Mıhlı, Şarlak, Şahin Deresi / Bir kayadan duman duman / On yedi metre atlayan / Sutüven... Bu kez para babalarının

Yazmak Yaşamak – Oktay Akbal

By |Kasım 17th, 2014|

Oktay Akbal'ın beğenerek okuyacağınız denemelerinde,yazarın kültür ve toplum sorunlarına ilişkin görüşlerini bulacaksınız.Sami Karaören Oktay Akbal sanatçılıkla birlikte düşünürlüğü de olan bir yazarımızdır. Düşünürlük yönü denemelerinde meydana çıkar. Yazmak Yaşamak'ta Türk toplumunun sorunlarını iyi bilmenin ve dünyanın sorunlarına yabancı kalmamanın verdiği güçle pek az yazarımıza nasip olan bir kültür birleşmiş. Oktay Akbal, neyi söyleyeceğini çok iyi

Ozanlar Yazarlar Kitaplar – Adnan Binyazar

By |Kasım 17th, 2014|

Bugün yazınımıza özgür yaratma egemen. Artık yazar, kendini belli bir anlayışla, belli akımlara uymakla, kuşaksal kümeleşmelerle sınırlı tutmuyor; yazınsal düzeyde yazmayı, belli bir beğenisel düzel yaratmayı güdüyor. Biçimsel kalıplara da bağlanmıyor. Özgürce düşünerek yaratıyor yazdıklarını. Bu, edebiyata sürekli gelişim sağlıyor, onu boyutlandırıyor. Onun için, bir yandan çağın koşullarına göre yapıtlar üretilirken, eski kitaplar da değerinden

Kaş Kaş Üstüne Taş Taş Üstüne – Tarık Dursun K.

By |Kasım 17th, 2014|

Siz de zaman zaman ister misiniz çocukluğunuza dönmeyi? Ben isterim. Hem çocukluğuma, hem çocukluğumun İzmir'ine. İzmir'de doğdum, İzmir'de büyüdüm. Eski İzmir'i avucumun içi gibi bilirim... Bu sokak, eskiden bu kadar sapa, bu kadar görünmez ve kimsenin ilgisini çekmez, bu kadar alçakgönüllü ve kendine dönük bir sokak değildi... Kuşlar ikindi vakitleri yağmurun değil, akşamın habercileridir. Geniş

Karışma – Serdar Kızık

By |Kasım 17th, 2014|

Bazı sözcükler değişik çağrışımlar yaratır; bazıları “karışma” gibi iki uçlu uyarıyla yüklüdür. İlkini ele alalım. Birileri planlarının bozulmaması,düzeninsürmesi adına tek tek bizi, ya da bütün bir toplumu uyarıyor, belki de tehdit ediyor, “karışma” diye. Seyirci kalmamızı istiyor, olan bitene. Sonuçta ne oluyoruz? Bazılarımız kabullenmiyor, direniyor ve karışıyor. Bazılarımız ise ürküyor, uyarı doğrultusunda seyirci kalıyor olan

Alaca Bir Öfke – Hikmet Çetinkaya

By |Kasım 17th, 2014|

"Önce sokakları tanıdık, meydanları, ana caddeleri...Afişler astık gece yarıları!.."Tek Yol Devrim" dedik...Kurşunlandık!..Öldürüldük, yaralandık!..Hüznü ve aşkı uysal öğütlerle çoğalttık...Hapishane avlularında kaçak düş çiçekleri büyüttük...Cezaevlerinde geçti yaşamımız...Sevgililerimiz, karılarımız terk etti...Kimimiz 68'liydik, kimimiz 78'li...Aynı koğuşta kaldık...Görüş günleri bekledik...Kıskanç zamanı başka kıyılarda dolaşırken anladık. Dev boyutlu, uğultulu dalgalara hiç aldırmadık.Şiirlerde, şarkılarda teselli bulduk...Sarhoş olduk, çılgınlaştık, yıktık, yıkıldık...Sevdiysek böyle büyük

Anlam Kovalar Biz Kaçarız – Hürriyet Yaşar

By |Kasım 17th, 2014|

Hürriyet Yaşar, gündelik dilin en yüzeydekibir tek sözcüğünden yola çıksa da, derindekianlamların izini sürmeyi seviyor.Yaratılmakve ulaşılmak istenen bir şey olmakla birlikte,anlamın sık sık kaçılan da bir şey olduğunu,gündelik kullanım içinde çok da düşünmedengeçiverdiğimiz örnekler üzerinden, espriliyazılarla göstermeye yöneliyor.

Sevdanın Adresi Belli Değil – Hikmet Çetinkaya

By |Kasım 17th, 2014|

Şimdi sana Victor Segalen'in seslendiği gibi 'Yasak Mor Şehir'in o gizemli havasından esinlenerek haykırmak istiyorum...Beni sıkılmadan dinle ve hiçbir yere kaybolma!...Orada olmayı, ansızın çıkıp gelivermeyi, giyinik ya da çıplak görünmeyi, kişiliğinin gözle görünür ağırlığıyla etkilendiğimi savlamıyorum kesinlikle...Zamansız ne bir öfke ne de kıskançlık duyuyorum...Ne sesimle yargıçlara, ne acımasız bir bakışla başkaldıranlara, ne de başları tırnaklara

Aydınlanma Yolunda Yuh Olsun Topunuza – Mehmet Başaran

By |Kasım 17th, 2014|

Mehmet Başaran, Atatürk Türkiye'sini ve Cumhuriyet aydınlanmacılığını ortaçağın eşiğine getiren aydını maydını, politikacısı molitikacısı, dincisi mincisi, medyasıyla cinsine cibilliyetine bakmadan kim varsa topuna birden 'Yuh olsun' diyor.

Yolculuk – Cenk Gençdiş

By |Kasım 17th, 2014|

Bilinmeyen yol, keşfedilmemiş ! toprak, gidilmemiş köy kalmadı denir ya bu gitmeyi, yolculuk yapmayı bir liste üzerinde işaret koyarak yapanların tanımıdır. Her yolculuk, layıkıyla yapılırsa elbet, yolcunun içine doğru da yaptığı bir yolculuktur. Öncelikle "gerçekten'" bir yere gittiyse yolcu, bilgisinde, görgüsünde, yaşam algısında bir şeyler değişmiş olmalıdır. Bu temel değişikliğin mutlak bir sonucunun yansıması olacaktır.

Geçmişi Silinen Kentler – Işık Kansu

By |Kasım 17th, 2014|

Yitirilen, silinen, unutturulan, hatta kimi kez barbarca, kimi kez sinsice yok edilen, anılara tutsak edilen yaşam alanlanmızı anlamlı kılmak gerekiyordu.O yüzdendir, yazınımızın ustaları; Doğu'dan Batıya, Kuzey'den Güney'e Türkiye'deki dönüşümü anlattılar. Çocukluklarını, gençliklerini geçirdikleri illerin, ilçelerin dünü ile bugününü karşılaştırdılar. Duyguları ile gözlemlerini harmanladılar, gönül yitiklerini bilinç laboratuvarında deneye vurdular. Ortaya bir canlı tarih çıktı.Okuyunca göreceksiniz;

Kadınlar, Yağmur ve Kuşlar – Hikmet Çetinkaya

By |Kasım 17th, 2014|

Gökyüzünün gölgesinde oturuyorlardı. Hüzün gitmiş yerini sevinç almıştı...Olimpos'un eteklerinde, bir eylül sabahı uyandıklarında onlar uzak ve solgun çocukluk günlerini anımsayıp, umutla birleşen bir sese koşmaya hazırlanıyorlardı...Erkek elinden tuttu kadının...Dedi ki:"Gözlerin gülümsüyor yine!"Her sabah yaşlı güneşle uyanan iki sevgili el ele tutuşup suyla hesaplaştılar, rüzgâra yüzlerini sürdüler... Bir gece önce ay denize vururken oynadıkları oyun, tenha

Gülümsemek Direnmektir – Mustafa Balbay

By |Kasım 17th, 2014|

Elinizde tuttuğunuz kitap sizinle aynı gökyüzünü paylaşan Mustafa Balbay'ın yaşam, gazetecilik, hukuk ve siyaset üzerine yazılarından oluşuyor.Silivri Hapisanesi'nde tek başına ayrı bir hücrede tutulan Balbay'ın, yaşam sevincine, üretme tutkusuna, mücadele kararlılığına, daha yaşanılası bir Türkiye ve dünya arayışına siz de ortak olduğunuzu düşüneceksiniz.Balbay, Silivri Toplama Kampı-Zulümhane kitabında Ergenekon davalarını ve hapishane yaşamını anlattı. Düşünüyorum O

Troya’dan İyonya’ya – Hikmet Çetinkaya

By |Kasım 17th, 2014|

Troya pırıl pırıl bir aydınlığı kucaklıyor İyonya Denizi'nin mavi örtüsü altında…İda Dağı eteklerindeyim…Binlerce yıllık tarih gözümün önünde canlanıyor, Güre köyü sisli bir sabahta karşıma çıkıyor……Troya'dan İyonya'ya uzanacağım…Bu bir dizi röportaj değil!..Kısacık öyküler, yaşamın içinden kesitler…Belki masallar da olacak yazımızın içinde…Aşk da olacak, tutku da, sevgi de…Troya'dayım…